
You've got such a pretty smile
Its a shame the things you hide behind it
Let em go
Give it up for a while
Let 'em free and we will both go find it
I know there is nowhere you can hide it
I know the feeling of alone
I know that you do not feel invited
But, come back, come back in from the cold
Step away then from the edge
Your best friend in life is not your mirror
Back away, come back away...
I am here and I will be forever and ever
And don't say you've never been told.
I'll be with you till we grow old...
Till am old grown and I'm cold..
I'm not further beyond the grown..
I'll be with you till we grow up young..
Like a dog you can always come home..
Pick up a bone..
Look around town baby down town
Don't throw me to the pound..
Look around look around...
Olması gereken birkaç küçük şeye dünyanın anlamını yüklemişseniz, bu birkaç küçük şey olmazsa ya da olamazsa, tüm anlamlarınızı silebilir. Acaba bu küçük beklentiler mi bizi sevindiren? Onlar mı bizi hemen üzen?
Sözler hep yerine getirilmelidir değil mi? Bu sözlerden kastım; “söz veriyorum şunu şunu yapacağım” daki sözler değil elbet. Laf arasında söylenmiş ya da üstüne basa basa dile getirilmiş sözler…
Bilmem. İnsanlar unutkan ya da savurgan. Ancak bu insanlar (sözlerini unutan) sizin çok değer verdiğiniz kimseler olunca biraz alınabiliyorsunuz. Hatta alınmakla kalmayıp üzülüyorsunuz, kırılıyorsunuz, bölünüp parçalarınıza ayrılıyorsunuz, bütününüzden uzaklaşıp parçalarınızı uzaktan izliyorsunuz. Bir araya getiremeden…
Ve biliyor musunuz? Benim bunları anlatacak kimsem yok. Ondan yazıyorum hep. Kusuyorum hüzünlerimi… Midemi bulandıran şeyler gibi kusuyorum.
Anlatamamak ne acı. Bazen diyorum, keşke bir alet olsa da içimdekini size de hissettirebilse. Dikenli telden kurtulmaya çalışan bir kuş gibi çırpınışlarımı, karaya çalan morlar gibi sızılarımı, bir depresyon anında kesilmiş bilek gibi kanamalarımı, can yakan, kulak tırmalayan çığlıklarımı, içime asit yağmuru gibi yağan yaşları, yollarımı görmemi engelleyen sis gibi çöken hüznü, o ucu bucağı görünmeyen kapkaranlık çaresizliği… Dünya çok daha yaşanılası bir yer olmaz mıydı birbirimizi böyle hissedebilseydik? Kim bilir…?
Ancak biz korkağız. Ancak biz kaçağız. Ancak biz sorumluluk yükümlülük alamayız.
İnsan!
Kötüsün.
Düşün biraz.
Eyleme dök.
Söyle.
Dinle.
Dikkate al.
Dikkatini ver.
Yaşa.
Yaşat.
Ya da

0 yorum yaz!:
Yorum Gönder