16 Haziran 2007 Cumartesi

Ayvalık

pazar sabahı 5.30da ayvalık yollarında olacağım.
biraz uzaklaşmak..
kendime yakınlaşmak..
adam gibi nefes almak için..
umarım..
yazar mıyım orada?
elbette..
ancak nete girmek istemediğimden yayınlamayacağım.
ancak..
belki..
çok istersem.. dayanamazsam..
yine burda kusarım, bağırırım..
ulaşabildiğim kadar..
duyabildiğiniz kadar..

arada bir yoklayın beni..
sizleri özlemeyi sevmiyorum.

içim buruk gidiyoum işte.
hoşçakalın.

14 Haziran 2007 Perşembe

Saksağanlar



Terasımdaydım.

Aslında her gece terasımı ziyaret ediyorum.

Bir sigara içmek ya da hava almak için..

Son zamanlarda bir şey fark ettim.

Orada yalnız değilim.

Saksağan kuşlarım var.

Ne zaman terasa çıksam, karşı evin çatısında üçer beşer toplanıp benimle konuşuyorlar.

Ben içeri girdiğimde de her biri farklı yerlere uçuşuyorlar.

Bazen seslerinden korkuyorum. Huzursuz gibiler.

Ya da sadece benim yansımam.

Biraz önce de terastaydım.

Sigaramı içiyordum.

Ve..

Onunla konuşuyordum.

Dedim ki…

Biliyor musun..? Beni sevmeni seviyorum.

Seni sevmeyi de seviyorum.

Çünkü uzun zamandır böyle hissetmiyordum.

Uzun zamandır sonsuza dek sevebileceğim hissi yoktu..

Ama şimdi..

İnsanın aklına gelebilecek her şeyden uzak..

Her şeyden temiz..

Öyle garip bir sevgiyle doluyum ki..

Çok mu bencilce?

Bilmem..

Ve dedim ki..

Beni duyuyor musun?

Keşke duysan.

Ama hayır duyma.

Yanımdayken söyleyeyim bunları sana.

Aynı ortamı yaratıp..

Pekala..

Burada fıskiyeler çalışıyor.

Bulutlar yıldızları ve ayı gizlemiş..

Uzakta bir köpek havlıyor.

İki adet cırcır böceği muhabbet ediyor.

Şehrin sesi yok.

Şehir uyuyor.

Sen de mi uyuyorsun?

Şimdi bir deniz kenarında olsak… Diyorum…

Deniz fıskiyelerin işini fazlasıyla görür değil mi?

Gökyüzü ve sesler bizim.

Her şey bizim.

Biz hariç…

Sen gülümsüyorsun hep.

Bana bakıyorsun.

Mutlusun.

Yine ışıl ışıl gözlerin.

Ve sanırım şuna yakın hislerin..

Hatırlıyor musun denizi çok özlemiştin bir gün..?

Hissetmeye ihtiyacın vardı.

Kumu, dalgaları…

Ben de sana bir video göndermiştim.

Çok sevinmiştin.

Sadece videoya değil, seni bu kadar iyi anlayabildiğime.

Bu gece sana anlatırken bazı şeyleri..

Sanırım yine öyle mutluydun.

Sonra aniden konuştun ve..

Saksağanlar ne olacak? dedin.

O anda ben de fark ettim.

Aradı gözlerim onları.

Sadece bir tane gördüm.

Benim gibi yalnız.

Geceyi dinliyor.

Konuşmuyor.

Sonra sana döndüm.. Sağıma..

Keşke burada olsaydın dedim.

Saksağan da bana katılıyor olmalıydı ki..

O da konuştu.

Dedin ki;

Buradayım zaten.

Benimle kal.

Konuşabildiğimiz sürece.

Daha yapabileceklerimiz varken.

Dolup dolup taşarken.

Beynimizde yankılanırken o şarkı..

“Benim hala umudum var..”

Benimle kal.

Bana bu şarkıyı söylediğin geceyi hatırla.

Denize nazır..

Ben senin kolundayken..

Anımızı yaşarken..

Benimle kal bu anlarda.

Zaten biliyorsun..

Her şey,

Sen kal diye.

10 Haziran 2007 Pazar

Çocukken insanmışım..


Eskiden, adam gibi, sakince düşünebildiğim zamanlarım vardı.

Otobüslerde… Yollar aktıkça, düşüncelerim de akardı.

Günlük hayatın endişelerinden uzak, sadece yol alırken düşünmek kolaydı.

Ancak şimdi, göğsümü açıp içimdeki sarsıntıları söküp atmak istiyorum.

Yollarda bile…

İçseslerim öyle bir zırvalıyor ki…

İnanamıyorum kendime çoğu zaman.

İçimdeki benler çıldırdılar.

Kimisi ağlıyor, kimisi susuyor, kimisi durmaksızın konuşuyor, kimisi feryat figan.

Belli bir zamandan beri ne yaptığımı bilmeden yaşıyorum.

Ve şöyle bir baktım da şimdi..

Saçmalamışım.

İhanet etmişim kendime.

Yıkmışım, ezmişim, parçalamışım.

Şimdi yok olmaya yakın, yara bandı misali.. yine yazıyorum işte..

Bugün söylediğim en güzel cümlem şuydu;

“Çocukken insanmışım.”

Ta derinimden gelen gülümsemelerim..

Seni seviyorumlarım..

Kahkahalarım..

Küsmelerim, barışmalarım..

Ağlamalarım..

Ben ne güzel büyümüştüm…

Hepimiz gibi hayatın koşuşturmacası içinde bir canavar olmuştum.

Sonra o güzellik çarptı beni..

Tekrar küçücük oldum..

Tekrar çocuk oldum..

Öyle sevdim.

Öyle güldüm.

Öyle ağladım.

Yine otobüslerde düşünebilir oldum.

Şarkıları coşa coşa söyleyebilir oldum.

Şimdi büyümeye zorlanıyorum.

Etrafımdakilerin samimiyetsiz aşkları, çarpık gülümsemeleri ile dolup taşıyorum.

Seviyesizliğin her türlüsü zorla seyrettiriliyor bana.

Kötü, çirkin insanlar yaralamaya çalışıyor beni.

Yazık diyorum her an.. Yazık.

Ağlayasım geliyor acınası hallerine, kötülükleriyle yaşayabilir oluşlarına…

Yadırganıyorum çocuk olduğum için.

Çünkü çok korkuncum..

Çünkü çok gerçeğim..

Çünkü onların acınası “gerçekliklerini” ayna gibi yansıtıyorum.

Çünkü ben yaşayabiliyorum. Geçiştirmiyorum duygularımı.

Ve yalnızım.

Ellere kaldım.

Kendime kaldım.

Bir başıma…

Ama istenildi ki benden;

Güçlü ol.

Çabalıyorum elimden geldiğince.

Gerçekten.

Küçük ellerimle yazıyorum, çiziyorum, boyuyorum…

Kazanacağım sonunda biliyorum.

Dünya zalim değildir belki de.

Tanıdım ya seni insan..

Değil..

O kadar kötü değil...

Zamanında da dediğim gibi;

Sen benim "Dünya aslında çok da yaşanılası bir yer!" cümlemsin.

İyi ki..

İyi ki..

Teşekkürler.