Yorgun ruhunda koca okyanustu yaşların...
Yangınının küllerinden şefkatle damıttığın.
toprak oldum ben,
İçinde son bulduğun..
Farid Farjad – Goleh Pamchal
yazdırdı bana bunları...
ve hayat öyle garip ki..
bana haketmediğim kelimeler sunuyor bu şarkıyla güzel bir insanın dilinden..;
"bu şarkı sensin
ses olup yüreğimi titretiyorsun
üşütüyorsun beni
senle ısınmaya hasret bırakıyorsun
kemandan çıkan bir kalp spazmı gibi
nefesim kesiliyor
varlığınla özletiyorsun kendini
olmasan kim özler ki bu sesleri"
Ama belki de yalnızca; sevmek istemeleriydim bu güzel birinin..
bi hevestim hep..
dillerde, kelimelerde..
tekrarlandıkça yitirildim.. uçup gittim.
Bir Elif var biryerlerde, birilerinde tanımadığım,çözemediğim..
Anlatılınca şaşkına döndüğüm, kabusta izlenimi yaratan bir Elif..
Ve yine bir Elif var ki şu sözleri duymuş bir insandan..;
"Çok fazla aşığın var güzelim,
Dünyada çok fazla erkek var.
Esrarı olanca gücümle ciğerime doldurmak gibiydi gözlerine bakmak.
Bu güzellik bütün kimsesiz ruhları doyurur doyurmasına da;
Tek bir hayatın içine ona adanmış kaç hayat sığar?
La Belle Anabelle'in laneti de buydu işte.
Narkotik bir kadınsın güzelim,
Tehlikeni biliyor,
Tehlikene yürüyorum istifimi bozmaksızın.
Ya beni mahvedip sonum olacaksın,
Ya da harikalar ülkesine götüren beyaz tavşan.
Kartını seçtin umarım, kafamı karıştırmakla desteyi de karıştırdın çünkü.
Bütün valelerin eline geleceği aşikâr,
Ama ben floche'u değil,
Tek bir maça kızını bulmaya oynuyorum.
Elini bilsem bile blöfünü yiyeceğim,
Sen yolu gösterdiğin sürece yürümeye devam edeceğim..."
Öyle bir kayıp ki..!
Öyle bir yersiz yurtsuz ki..!
Ondan aşık yollara..
Ondan aşık yol şeritlerine..
Barındıramadı kimseler içinde bir türlü..
Ya da barınamadı kimseler içinde bin türlü..
Sakin sesleri de vardı onun..
Dinleyenlerin eşlik edebildiği bir sükuneti vardı..
Durabilirdi sakince..
Saçmalamazdı yaşayacağım diye..
Elif'in en çok nesini severdin? dediğinde...
alacağı cevapları vardı hep şaşırdığı..
Peki nesini sevmezdin dediğinde daha çok şaşırırdı..
yokmuş ki sevilmediği tarafı..!
Ve mutluluktan deliye döndüğü anları vardı..
Birini kendinde yaşattığı kadar onda yaşadığını gördüğü anlardı bunlar..
Nasıl gülümsüyor o anlarda bilseniz..!
Elif...
Elif..
Elif!
Anlat hadi..
Daha fazla anlat..
Durmadan anlat..
Bitmesin hiç..!
Savur kelimelerini..! Vur yüzüme..!
Gir kanıma..! Çarp kalbime..!
İçimde..!
Ahh.. evet..
Sakin ol..
Derin nefes al..
Ver..
Al..
Ver..
Ben gideyim artık..
Diye düşünür oldum..
Bu ekimlerin sonunda bir bıkkınlık yerleşiyor artık "insan"ın gözüne..
Baktığımda uçurumlarda hissettiğim..
Hafif bir tebessüm ol yeter..
Hayat fazlasını kaldıramaz ya..
Dinlemek istemez..
Hiç olmamış gibi.. şimdi..
Haydi kaybol..
Suçlu hissettirme..
14 Mart 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum yaz!:
Yorum Gönder