26 Mayıs 2008 Pazartesi

Sesleniş..

Hadi bana masal anlat büyükbaba, küçüklüğümdeki gibi.
Dakikalara böl hayatımı, bir gram gerçeklik olmasın içinde.
Kelimelerinle süsle, seslerinle yaşat o dünyayı bana.
Bilmeyeyim yaşantımı, uzak bir anı olsun unutulmaya yüz tutmuş.

Gökyüzüne neşeyle baktığım günler ver bana.
Nefes almak için gözlerimi dikmeyeyim aya ve yıldızlara.
Yeniden minicik olayım sen anlatırken.
Büyütme beni bu dünyada büyükbaba.

Hırçın kelimelerden uzak cümleler kur bana.
Özlem olmasın hiç, olmasın.
Seni özlediğim gibi özlemeyeyim kimseleri.
Ve lütfen, yanımdakileri hatırlatma bana.

Dostluktan bahset bana büyükbaba, vücudun bile bir dil olduğu.
Neşelen olabildiğince, kahkahaların çınlatsın yeri göğü.
Paylaşmak ne demek öğret bana büyükbaba.
Dostla paylaşılanın ne kutsal olduğunu öğret.

Aşktan bahset bana büyükbaba, bambaşka bir dille bahset.
Anlatırken dur büyükbaba, durakla, hiç almadığın nefeslerle dol.
Gözlerin göremediğim diyarlara gitsin, ardından koşamayayım.
Gülümseyeme bu zamanlarda, hüznünle güzelleş büyükbaba.

Gelemem yanına, istemezsin de zaten, biliyorum.
Ama ellerim ol bazen, ne olur, yazılar yazdır bana.
Ve birlikte bakalım yıldızlara ve aya.
Kıskandıralım gözümüzdeki ışıltıyla onları.

Gülümse bana büyükbaba, kimsenin gülümsemediği gibi.
Ağla bana büyükbaba, içindeki kadar ağla.
Konuşmasan da olur, sen öylece dur.
İnsanı özledim büyükbaba, insan olanları.



Hiç yorum yok: