10 Eylül 2008 Çarşamba

Çöp Kutusu Saman Kağıtları...

Bu bloğu özellikle okumasını istediklerim dışında, kimler neden okuyor bilmiyorum.. bazı yazılarıma inanılmaz katkıları olan bir arkadaşımın da dediği gibi, "Blog Kafası" bu.. neye canım sıkılmışsa, neye sewinmişsem ve hatta neye düzülmüşsem onu yazarım. hatta bu önyazı kime ve neden onu da bilmiyorum.. ama eminim siz yine birşeyler çıkartırsınız bunlardan.. fazla indie ve kendini beğenmiş olmaktan her zaman korktum.. özellikle belirteceğim; bu kendime acımaktan başka bişey değil.. işinize geliyorsa tavrı hiç değil.. sadece bir not belki de..
Carole King'den It's too Late çalıyor şimdi de Sabamın radyosunda.. yazılarım ve şarkılarım.. ve bu tesadüfler.. birazdan okuyacağınız yazıyla oldukça alakalı olan bu şarkı aslında size olayların nasıl sonlandığını az çok anlatabilecektir belki de.. anlatamasa da ve umrunuzda değilse bile, dinleyin, çok güzel şarkıdır.
neden çöp kutusu saman kağıtları..
saman kağıtlarını oldum olası çok sewmişimdir.. sanki daha anlamlılar bazen, beyaz şık kağıtlardan.. onlara yazılmış ve sonra buralara aktarılmış bir yazı bu da.. eski evet.. oldukça.. okudukça yazılarımın laneti her an üstümdeymiş gibi hissediyorum hep.. geleceği görebilme kabiliyeti mi? pek sanmıyorum.. içgüdü belki? hmm.. ya da belki de sadece saman kağıtlara yazılmış olduklarındandır?
işte başlıyor...


""" içimdeki herşeyi tümüyle bilmek istiyorsun da..
bak şimdi..
benim içim hep karmakarışık.. bi yandan aşkım için ağlarken bi yandan hiç alamayacağım intikam planları kurabilirim.. sonra da kendime acırım..
dün olan da..
sinirlerimin aşırı yıpranması sonucu gelişen birşeydi..
hani.. sevişirken ne hissettiğimi anlatmadı ya gözlerim..
dün de kalemim öyleydi. ben de yazamadım.
( denemedim mi sanıyorsun? sen yokken.. )
şimdi sana anlatsam bazı şeyleri..
canım, şu şu yüzünden ben böyleyim desem.. vs.. vs..
sen de bi zaman o "şu şu"ları yapsan..
senden nefret edeceğim.. çünkü bile bile yapıyor ya da yapmış olacaksın..
buraya kadar anladın mı?
anladıysan çok zekisin.. şimdi ben bile takip edemiyorum ne yazdığımı..
çok ileriyi düşündüğüm için belki de böyle çılgın paranoyalarım wardır..

bir de!
sen öyle bir zamanda geldin ki..
ben ne güzel alışmıştım..
insanlara duvar olsun diye gösterdiğim insanım wardı..
ve o duwara olan aşkım da duvardaki küçük bi çatlaktı..
büyüdü büyüdü büyüdü.. ve en sonunda yıktı kendini..
ben o yıkıntının arasında dolanırken..düşünürken; ( nasıl yıkıldı bu duvar? ne güzeldi oysa.. ve ne büyüktü benim dünyamda.. her taşının hikayesi aklımda.. her sesini duyabiliyorum hala.. ahh geriye kalan bir çift göz..seni seviyorum diyen.. ve güzel bir ağız beni öldüren ve dirilten.. korkaklığından taşlaşmış..bir bütünken parçalanmış.. sewgimle yeniden doğmuş olan.. elife duwar olmuş olan "O".. birbirimizi böylesine sevip de.. sevememe durumumuza katlanamadı.. ben çiçek almaya gideceğim diye ewden çıkıp, çiçekçiyi dağıtıp, eve gelip, çieçkçinin ardından ağlamaktı bizim ilişkimiz.. iznimiz yoktu içlerimize.. ne görmeye ne göstermeye.. ama çok nadir, çatlaklarımızdan sızan bir kaç damla yaş ile akardık birbirimize.. ve çok sevdiğimiz için nefret ederdik ertesi gün birbirimizden.. duvarım taştandı.. ama korkaktı.. beni de korkuttu.. beni de taşlaştırdı zamanla.. ve ardından gelen deprem..)
bir sarmaşık çıktı karşıma.. çok güzeldi ilk önce.. çekti beni kendine.. sonra sarmaya başladı.. yawaş yawaş.. kıpırdamama fırsat vermeden.. her hareketimi kollayarak.. yapacaklarımı önceden görerek.. hep bir adım önden gtti.. ve ben kurtulamadım..
boğdu.. boğdu.. boğdu..
sonra sessizce çekildi.. çok istediği kanı görememişti.. iç kanamalarımı da..
hoş.. görse ne olacak ki..
çekilirken sarmaşık.. duvarımdan bir parça yaraladı onu..
şimdi hiç net diil o.. war ile yok arası.. hiç oturulmamış banklar gibi..
ya da..
çok istediği şeyi alamamış.. tadamamış yarasa gibi..
gecede bir yerlerde..

ben bu arada..
dünyası durmadan dönerken türlü oyunlarla kendini geçiştiren.. günü kurtarmaya bakan bir.. bir.. ne?
bilmem.. neydim?
beni bulduğunda nasıl da komiktim değil mi..
güldürebiliyordum seni..
hah!
kanıyordum içten içe çünkü.. böylesi zamanlarda hep gülümsedim.. gösteremedim ki..

sen nazikçe etrafımda dolanan kedi gibiydin..
mesafesini koruyan ama gözlerini ayırmadan bakan..
zamanını bekleyen bir kedi..
sana geleceğimi biliyor muydun?
ben sana geleceğimi biliyordum sanırım..
kimseye gitmeyeceğimi söylerken kendime..
ama bu kedicik.. nasıl göz ardı edilebilir ki?? diye düşünüyordum
türlü söz oyunları.. gülümsemeler.. paylaşımlar..
ve şimdi biz..
ve senin gelişinle kanamamın sonunda içten dışa geçip.. kuruması.. durması.. ( her iki anlamda da )

şimdi söyle bana..ben senden nasıl korkmam ki..
senin getireceğin yıkımlar.. benim hangi dönemimle kıyaslanır..
bir de şu gerçek var ki..
yıkılırsam yıkarım.. kırılırsam kırarım.. ve seni kırarasam kendimden nefret edeceğim..
bak bu da bir çelişki..
böylesine güçsüz hissederken nasıl da tehditler savurabiliyorum??

o içimdeki kadınlardan dolayı hepsi..
biri diğeri ile dalga geçerken.. bazıları anlaşıyorlar.. ama hep bir fesatlık var yine birbirlerine karşı.. kendilerini kolluyorlar hep.. sürekli savaş halinde.. hırslarından yatağa düşene kadar..

canım..
ben kendime bile içimi açamıyorum ki..
kendime bile söyleyemiyorum ki..
ama sana bağırmak istiyorum herşeyi..
şimdi gözlerimden çıkan çığlıklar gibi..

şimdi biri içimde.. neden bunları yazıyorsun elif.. ne olacak sanki derken..
biri.. çok yarım yamalak oldu.. anlatamadın ki..
bir dieri.. elif! ne yapıosun sen? onun bunları bilmeye hakkı war mı??
bi başkası.. ah ne güzel oldun bak.. anlatabildin birazcık.. en azından.. açacak mısın yüreğini ona yoksa? açsana açsana.. sen de yaşasana biraz..
hemen dieri.. yaşamak mı? ölmesin sonunda?
diyor..

senin için..
sana..
hepsi sana çalışıyor..
kendimden geçeceğim artık..
başarabilirsem..
kurtulursam bu korkaklık zincirinden..
ve geleceğimin korkunç bakışlarından.. """


Ahh pek bir içten.. ahh pek bir samimi..
ve nasıl küçük.. nasıl "duy beni!"..
keşke kavaklara seslenseymişim metin altıok gibi.. daha şık durmaz mıydı?
kaç sene öncesinin yazısı.. değişen onca duygu, yerine getirilmeyen onca söz.. sinsice beyninizde yankılanan vaatler.. yaşanmışlıklar işte..
ve ben kendime rağmen, bu derece kaypak olabilişimize hayran olmakla beraber bundan tiksinebiliyorum.
kime peki..? bir kişiye gibi görünse de aslında tüm insanlarıma..
başrollerdekileri bir bir tebrik etmek lazım.. ve bazen de lanetlemek..
kadınlar daha iyi anlarlar ya birbirlerini.. öyle bir paylaşım içinde olsam da..
beni anlayıp, derdime ve bana yarenlik edip, rakıma su koyan siz erkeklerim..
teşekkür ederim.
uzunca bir süre yazmamak dileğiyle.. ( ahh keşke..! )
sert durun, iyi kalın.. ama kabuk bağlamayın..

Hiç yorum yok: