19 Ekim 2008 Pazar

Uyuyamamak...

Hatırlıyorum...
Uzun otobüs yolculuklarımdan birinde radyoda çok güzel bir jazz programı yakalamıştım. Güneş batıyordu, mavi kızıldı gök. İnsanların gözleri uzaklarda, yolda olmanın yorgunluğu ve eve gidiyor olmanın rahatlığı içerisinde sessiz sakin ilerliyorduk. 
Bir anda, orada, o otobüsün içinde olmak istemediğimi farkettim, boğuluyordum sanki. 
Başka nerde olabilirim diye düşündüm. Düşündüm.. Düşündüm.. Aklıma hiçbir yer gelmedi. O anda farkettim. Kendimi mutlu hayal edebildiğim hiçbir yer yoktu aslında. Koca dünya üzerinde, hiçbir yerde göremedim kendimi. Hayal bile kuramadım. Ne bulunduğum yerde, ne de başka bir yerde.
Yerim yoktu sanki. 
Yaşadığım en berbat anlar listesine eklendi o dakikalar.
Şimdilerde böylesi anlar yaşamaktan uzağım. Uzaklarda biryerlerde var, olmak istediğim yerler..
Yine de.. işte yine burda yazıyorum sabahın bilmem kaçında. 
Yanlışlarımı, eksiklerimi farketmeyin istiyorum. Ben kendimi siz olmadan daha iyi düzeltiyorum nasılsa. 
Sonsuz kırlar ve sonsuz gün batımlarında, doruklardaki kızıl ışıklara terkedilmek istiyorum çoğu zaman. Gün batımı sonrası kızıllıklarda bulun beni yeniden diye...
Sonra korkuyorum tüm bu düşüncelerden... Ya aramazsanız ne olacak?
Ya da daha kötüsü.. bulamazsanız beni?
Belki limon ağaçlarında, belki bazı şiirlerde, belki beyazda, belki unicornlarda, belki fotoğraflarda, belki size yazdığım küçük kağıtlarda ya da buralarda.. belki biraz da ankara'da aklınıza gelirim. 
Kalemimin mürekkebi damlıyor, içinde tanıdık bir koku.
Saman kağıtları dizi dizi bekliyorlar doldurulmak için. 
Oysa benim içim onlar kadar boş.
Ancak ruhum bir hoş.. Uzakları çağırıyor kendine, imdat çağrıları gibi...
Pek de bahsedemez ya bunlardan, yazıyor işte...
Yanında olmam gerekmez, biliyorsun.
Yanımda olman gerekmez, biliyorum.


Sevsene...


1 yorum:

pixage dedi ki...

Sakın korkma..
Sen hep olmak istediğin yerdesin..
Tam karşımda.. Her yerde..