30 Mart 2008 Pazar

Hayır!






Bir şeye bağlayamam şimdi bu yaptıklarımı..
İnsanlık adına bu insan sevgilerimi..
Bu anlamsız katlanışlarımı.. Sevimsiz sırıtışlarımı..
Mide bulantımı saklayışlarımı…

Siz insanlar.. ve hatta insanlarım.. insan müsveddelerim..
Anlamsızlıklarınıza öyle aşıksınız ki..!
Öyle anlamlar katıyorsunuz ki içi boş ve ne yazık ki altı delik bünyelerinize,
sonsuzluk (!) kaldıramıyor o saçma sapanlığı.
Ne boktan, ne yalansınız aslında!
Damla damla kanınız akarken geçip karşınıza seyretsem haykırıp yakarmalarınızı,
yine inanmam zerrenize..! Ve ben ağlarım uzayda yer kaplayan bedeninize sizin yerinize.
Hiçbir işkence çıkaramaz içinizdeki o yalancı yabancıyı..
Öl de gerçek ol diye haykırırım her konuşmalarınızda sizlere…
Ama gülümseyerek ve onaylayarak dinlerim anlattıklarınızı..
Bilmezsiniz hiçbirini.. o kadar kendiniz olmayan kendinizdesiniz ki…!

Aslında nasıl da bir benliksizsiniz… nasıl da hep bir başkası olma yolunda,
onun bunun attığını kullanan, bilmem kaçıncı el ruh müsveddelerisiniz siz!
Lanet olsun hepinize.

Hayır geçmiyor nefretim hırsım bir türlü kendiniz olamayışlarınıza.
Plastik oyuncaklar gibi yakmak istiyorum sizi..
Ağzınız yüzünüz yamulurken kahkahalar atmak istiyorum gözyaşlarım arasından.
Dengesizliğimin uçlarını sizlerin delik deşik diplerinde, algılarım her şeye açık, bembeyazımı simsiyah yapana dek yaşamak istiyorum fazlaca yüklenmiş ve bilmem kaç kez düğmelenmiş fermuarlanmış, dikilmiş, yapıştırılmış ve hatta tıpalanmış ruhumda.

Hayır bitmiyor benim lanet olası çarpıntılarım.
Farkında olmadan geçirdiğim kalp krizlerimsiniz siz..
Her birinizin yeri, zamanı kayıtlı içimde..

Beyaz çarşaflar üzerindeki kan lekeleriyim ben! Uğursuz!
Evinizin duvarındaki fotoğrafım ben! Kaldıramadığınız!
Kiminizin kelimeleri kiminizin sessizlikleriyim ben! Tükettiğiniz!
Beyninizdeki tümör, kıçınızdaki basur olma yolunda hızla ilerleyen mikrobum ben!
Bağımlı gibi, bırakamadığınız…

Nefessiz kalışlarıma alışmaya başladığımda, zehirlerken kendimi zevk doruklarında bin bir şeytanla,
Nasılsa öleceğim diye gözlerim kapalıyken ve umursamazken olup bitenleri.. cesur dizeler ve kendinden geçmiş sesler eşliğinde ilerlerken savunmasız…
Çarptım. Çokça bilinmeyenli bir denkleme.

Ve şimdi..
Yaz deniliyor bana ve uslu bir çocuk gibi söz dinliyorum..
Yardım et deniliyor bana ediyorum..
Sev deniliyor bana severmiş gibi yapıyorum..

Yok artık. Anlaşılmıyorum.
Anlatmıyorum da.

Denklem çözülene kadar..
Belki.. 
Kısa zamanda tüketilmek üzere önüme düşen parlak ambalajlı yeni nefes.
yeni Efes'lerim olana kadar..

Ölmek?
Kimin umrunda...!