7 Mayıs 2008 Çarşamba

Bilmem.. Öyle işte..

Kendime baktım da.. 2. viteste 120 ile gidiyorum sanki.. hatta gece yolculuğu bu ve farlarım açık değil.. gözümdeki yaştan da doğru dürüst göremiyorum.. zaten dışarıda yağmur yağıyor.. radyoda ismini bilmediğim kulak tırmalayan bir müzik. ama duramıyorum işte.. duramıyorum..
Ve yazıyorum yine..

Mektuplardan toplanmış küçük mide ağrıları parça parça..
Kime ne zaman neden yazılmış söylenmez ya hani.. ben de pek paylaşma taraftarı değilim.. konular yer yer değiştirilmiş olabilir. Gerçeklik payı aramayın(!) derim ben.. insanlarım zaten bir var bir yok.. gerçeklik kavramı biraz da süreklilik ister ya ben ve benimlerince.. eh.. işte.. öyle bir şey..

merhaba …,

1.) yine ona/oraya gittim evet. gözünde yansımadım. elini tutmadım. dokunmadım. kokusunu almadım. hissetmedim sıcağını. sadece dinledim.(?) anlattı.. anlattı.. kendinden bahsetti. dertlerinden bahsetti.. yalan söyledi.. doğru söyledi.. abarttı.. eksiltti.. meydan okudu.. kaçtı.. güven veriyormuşum ben.. ama aslında kimseye anlatmazmış.. güçsüz görünemezmiş.. insanlar kötüymüş, kullanırmış.. hah..!
(?)==> dinlemek? evet karşımda bir herif var. yüzü tanıdık ama kim bu? dudakları mütemadiyen açılıp kapanmakla meşgul. heyecanlandığında ellerini kollarını kullanıyor. sinirlendiğinde kaşlarını çatıyor.. bazen ara veriyor, düşünüyor.. sonra devam ediyor..
ben ve altyazılarım==> ne çirkinsin be adam. ne güzeldin halbuki bir iki haftaya kadar. nasıl çirkinleştin bir anda kendiliğinden, hiçbir sebebi yokken?
ben nasıl oluyor da o çok çekici bulduğum sesini duyamıyorum? nerde o kendine güvenen, sevimli suratına tezat, sert mizaçlı cümlelerin? bu çalan şarkı da ne? bir dakika.. ahh hayır.. hayır.. hayır.. bir anda İstanbul’dayım. sonra yine Ankara’da. sonra burada.. dolanıyorum düşünce düşünce..
sonra bir kelime daannn!! diye iniyor masaya.
"orospu"
ne?! diyorum aptallaşmış bir şekilde..
evet diyor doğru duydun..
bana orospu derlerdi..
boş boş bakıyorum. anlamıyorum dinlemediğimden..
önüme gelenle düşüp kalkan bir adamdım. orospuydu adım diyor.
"insanların itirafları bazen ne kadar da yavan!" diye iç çekiyor iç seslerim.
”neden?” diye soruyor dışım.
onlara eş olduğumu gösterebilmek için.. diye bir cümleyle giriyor söze..
gerisini dinlemedim. şarkıya daldım yine yarısından.
nefes alamıyorum oturduğum yerde. halbuki müthiş bir Ankara manzarası var altımda ve hemen yanında oturduğum pencere sonuna kadar açık.
elimde buz gibi biram senin de tahmin ettiğin gibi. buğulu bile değil, yaşlı gözlerim. ve lanet olası bilgisayar art arda benim içinde boğulduğum şarkıları çalıyor. "bugeceintiharetmeliyiz" gecesi sanki. ama kendimden sıyrılıp etrafa bakıyorum bir an. herkes mutlu. kahkahalar geliyor yan masalardan, aşağıdan şehrin sesi. ve karşımda şaşkın gözlerle bakan bir adam.. midem kalkıyor. gözümü çekiyorum anında. birkaç kelime dökülüyor ağzımdan, geçiştirmek için "an"nları, elim sigaraya gidiyor.. 15 dakika sonra dışarıdayım.. geceyi akşamın erken saatlerinde sona erdiriyorum.. takside sezen çalıyor. ne oluyor bu gece!?

oturuyorum yatağa. yine evimde değilim. kendi kendime konuşur gibi anlatıyorum arkadaşa olanları. anlamadığından dinlemez ya da dinlemediğinden anlamaz görünüyor. umursamıyorum. susuyorum. hem kime ne! sonra telefonum çalıyor.
efendim? derken tuzlu bir tat geliyor ağzıma ve sesim titriyor. ağlıyormuşum...
hayatta en sevdiğim seslerden, alışkanlık yaratmış kopamadığım türden.. ağladığımı anlıyor hemen..
kirleniyorum.. diyorum..
bağırıyorum çağırıyorum.. kendime yapıyorum aslında ama dinleyen o işte..
susuyor şaşkınlıkla.. ne diyeceğini bilemez halde suskun.. nefesi geliyor kesik kesik..
lanetim işte.. kafa ütülüyorum boş yere diyorum..
sus diyor.. öyle söyleme.. yarın hepsi geçecek.. n’olur uyu şimdi.. geç oldu diyor..
üzülüyorum.. verecek cevabım yok. kapatıyorum telefonu.
duruyor dünya.
kırmızı, şişmiş gözlerime, ifademe, yorgunluğuma bakıyorum dakikalarca.
birbirine dolanmış alt alta üst üste yığınla duygu..
geber diyorum yine.. geber lanet olası.. daha da dibe.. en dibe..
kalem kağıt arıyorum uyuşturucu bağımlısı gibi.. oturup yazıyorum.. ve rahatlıyorum biraz..
aynaya bakmaya çekiniyorum bu sefer...
kaleminde kağıdında mastürbasyon yapar oldun diyorum..
sen ez kendini ve değerlerini elif.. bırakma tozun kalmasın diyorum..
aşağılıyorum, öldürüyorum kendimi bir güzel..
Ve yine.. hep yaptığım gibi.. kabus dolu bir rüyaya dalıp ertesi sabaha boğulmuş uyanıyorum.

2.) ben buradayım işte görmüyor musun?
diğer eliflerimin günahlarını burada sana anlatıyorum.
ama bak nasıl da dolu dolu paragrafları.. nasıl da bağırıyorlar..
daha bir sessizim ben.. gözümdeyim o yüzden. konuşamadıklarıyım onların..
şimdi ben sakin.. sadece küçük uyarılarla ve bakışlarımla anlatabiliyorum derdimi.
Ondan bakamazlar aynalara..
uykularımda ağır basıyorum evet. bambaşka oluyorsun derler hep.. bambaşkayım ben. "asıl olan ben" bambaşkayım işte.. müthiş değil mi?
boşver sen.. biliyorum ben kendimi.. benim de zamanım gelecek.. içim coşa coşa salınacağım etrafta kocaman gülümsemelerimle..

3.) burda mıyım …? sen söyle bana. ben de bilmiyorum inan.
pencereden bakıyorum. saat ilerlemiş. kendimi geriden izliyorum bu sefer de.
karanlıkta şehre bakan bir siluet. sigarasının dumanı görülüyor. içine çektiğinde çıtır çıtır duyuyoruz sesi. başka ses yok. tül perde oynuyor rüzgarda. gözünü kapıyor. canı yanıyor belli. dumanı üflüyor yavaşça.. birkaç dakika sonra daha bir sakin. kabullenmiş sanki.
altyazılar geçiyor.. fontları değişmiş..
"yaklaştın. artık bu geceye benzer bir başkasını yaşamayacaksın.
düşünme. uyu hadi. yorucu bi gündü."
 söz dinliyor.. ahh hem de nasıl söz dinliyor..



Üstüne pek bir şey denmemeli..
Sanki..?