17 Şubat 2009 Salı

Sakin ol lütfen.


Dinle ki içine kaçsın: Marilyn Manson – If I Was Your Vampire

 

Hızlı okurum ben. Gözlerimin hızına yetişemezsiniz kelimeleri bir bir atlarken..

Ama bu gece böyle hızlı değildim. Bu gece çok takıldım kelimelere.. basit cümlelere..

Murakami okuyordum. Doğaldır o zaman diyeceksiniz. (Bilenleriniz.. Bilmeyenleriniz, gidip öğreniniz! ) Doğal değildi. Hiç doğal değildi. Japonca bilmem. Orijinalini okumuyorum. Türkçe’ye çevirisi yapılmamış, İngilizce okuyorum ister istemez. Rahatsız değilim bu durumdan. Nasılsa ilginç bir şekilde İngilizce olan herhangi bir şeyi anadilimden daha hızlı okuyorum. (Belki de Türkçe bana fazla hüzünlü geldiğindendir.. kim bilir.. ) Buna rağmen öyle yavaştı ki okumam, öyle yavaştı ki algılamam…

Hayır belli bir sorunum yok, hayır günüm gayet güzel geçti, hayır hasta da değilim. (Belki?! Gerçekten bilebilir miyim hasta olup olmadığımı?)

 

İnsanların türlü halleri vardır. Kimisi susar içine kapanır, kimisi güler her şeye, kimisi bağırır çağırır, kimisi kırıp döker.. Ben neredeyim bu insanlar arasında bir türlü çözemedim.

( Çözdüm elbette, ama o kadar aşağılık ki benim hallerim, kendime bile diyemem.. )

Hani bazen bir tarafınız kanadığında ifadesiz bakıp da iyice kanasın diye bastırırsınız ya.. İşte öyle katıksız benim hallerim, korkunç, karanlık fotoğraflar gibi, sapkınlıklardan zevk almalar gibi, düşünmeye bile utandığımız arzularımız gibi..

Ne güzel anlatıyorum değil mi? Gururlanmıyorum merak etmeyin. Laf da sokmuyorum size.. (Hele bunu hiç merak etmeyin! Rica ederim!)

 

Kendimi deşmeye bayılıyorum.. Çünkü sizlere o kadar iyiyim ki!

Kendimi deşmeye bayılıyorum.. Çünkü kendime o kadar tecavüzcüyüm ki! (Bedenime sahip olabilirim ama ruhuma asla!)

 

Küçük şeyler bunlar, hatta çok çok önemsizler. Belki de bu yüzden böyle mahvettiler gecemi. (Ben böyleyim işte!’ler.. Art vs. Artist’ler.. Kanamalar.. Beddualar.. Affetmeler.. Kovanın içindeki Balık.. ve bir Gemini’n giderek “iki”sinden uzaklaşıp “kendi”ne gelmesi.)

 

Başlığa yaraşır gibi, tam zırva oldu değil mi?

Sen öyle san!

Ah bir de şunu al hadi şimdi.. Demiş ki..;

 

I love you

So much

You must kill me now.

Ve der ki..; Öldürsene beni! Denerim, isterim.. Ağlar, ağlarım.. Perdenin bordosuna bürünür gözlerim. Ben o odada yaşıyorum hala..

 

If I was your vampire,

Death waits for no one.

Hold my hands

Across your face,

Because I think

Our time has come.

Bu da temalı ve bol günahlıdan..  “Gott weiss ich will kein engel sein."

 

Blood-stained sheets

In the shape of your heart,

This is where it starts...

Ve Tanrı kadının gözyaşlarını sayarmış… Ve ben onun acılarını büyük bir zevkle izleyeceğim…

 

Beyond the pale

Everything is black

No turning back.

Ve “Pale White” diye severdi beni.. Bilirdi gerisindekini.. Onu da severdi.. İnsan!

 

 

Biraz arıza var evet. Ama sen anlama beni nolur! Sonra yakınma bana, sonra sıfatların ardına saklanma, sonra… sonra içini boşaltmak zorunda kalmayayım.  

 

Kendime kızıyorum. Yazılanların hepsi çocuklarım benim. Babalarına selam ederim..

24 yorum:

Adsız dedi ki...

karmaşıklıklarının ardında yaşamayı meslek edinmeye çalıosun dimi hala. hala nedensellikler keşmekeşindesin!.. "o zamn yaz!" dediler içindkiler sana.. o uyzden yazdın dimi?

gerçeklerini doğrularınla karıştırarak yaşamak sana zevk verio bi yandan, bi yandan sa neyden zevk aldığını hatta zevk mi aldığını sorgulamaktasın..
sorgulamaca oynamak sıkacak seni birazdan.. 10 a kadar say.. büyüyeceksin.. büyümeyi bekleyebildiğin an büyüdün'dür nitekim..

elifle yaşa sadece. onu sevmelisin kana kana içmelisin onu. sapıkruhlu da olsa şıllık da olsa einstein kırması da olsa yüzsüz de olsa güzel de olsa seksi de olsa yalancı da olsa -şişman- da olsa kırmızı ojelerini yenmiş tırnaklarına da sürse sigara almaya parası olmasada kndini nedenlere boğsada habire.. deli deli ağlasa da annesine küfretsede yada kndisine... o elif! o bi elif o i o! onu gör aynaya bakınca kndini diil......



karışma.. karıştır! hatta karmaşıklaştır.. sonra nanik yap kaç!...

lucithecomplicated dedi ki...

tahmin ettiğim gibi.. anlamadın adsız. o bi elif dediğin, onun bunun görebildiği kadar.. anneme küfrederim evet.. onu canımdan çok severim çünkü.. kardeşimi aşağılarım evet.. o canımdan da candır çünkü..

karmaşıklığın ardında yaşamayı meslek edinmem ben. o ancak bir hobi olur bana.. benim mesleğim yazdıklarım. gerçeklerimi doğrularımla karıştırarak yaşamak bana zewk veremez çünkü ben hiçbizama böyle bi hayat sürmedim.. gerçeklerim ve yanlışlarım karıştı birbirine.. ondan tüm bu acılarım. sorgulamıyorum ki. biliyorum içimdekini. sadece kodluyorum, karmaşık geliyor sana.. çözemediğin yerde sorguluyorum sanıyorsun.. söylesene bana.. bu yazıda kaç insanıma değindim ben?

Adsız dedi ki...

Ne olmak üzere olduğumu bir görsen
Hecele bir kere anlarsın daha iyi
Ne olmak üzere olduğumu bir görsen
Delirdim bir kere bir tanısan şu halimi...delinin delisi..YTR

Adsız dedi ki...

değinmek istediklerini bilemem gözsterdiğin kadar varsın bnm hayatımda bn ilemem kanadının altındaki zmrütü

lucithecomplicated dedi ki...

şizofren misin elif sen? dedi eski bir dost. kırılamadım.

Adsız dedi ki...

evt dedi elif aynaya bakarak dost dediği ise kim olduğunu bilmiordu blkide elifdi dost dedii... sustu...

lucithecomplicated dedi ki...

belkilere pek yer yok bu hikayefe. ne diyorsam o. sadece eski bir dost..

Adsız dedi ki...

gecenin ininde kendini beceriyorsun sanki -kendini becerirken onu-
bir boşluğa yazgılı yüzleri severim
orada bir kederi imleyenleri
iyi tanımalı
bir rakıya şişesine yerleştirmeli hüznünü.
gecene....

lucithecomplicated dedi ki...

adsızlara bir insan daha..
kimsin sen peki?
gecenin içinde kendimi beceriyorum evet.. kendimi buna layık gördüğümden galiba..
geceme..

Adsız dedi ki...

adsız olmak, p(h)iç gitmek, kimliksiz dolaşmak sokaklarda ve 'arka bahçelerde' bana kalırsa insana varoluşun en sonsuz armağanı.
kimseyim, kimsesizim, kimsesizliğim, sıkıntıyım.
şu 'örgütlenmiş sorumsuzluk' toplumunda yabanıllığımla gurur duyuyorum.
şu geleceği yitik çağda geçmişimi çocukluğumu koynumda taşıyanım.
yalnızlığımla ve çağrılmayışımla hep benim.
bir söylenceyim tüm mor masallarda. tabiata kaldırılmış, karışmış dağlı bir imgeyim.
sanki sen nesin!
gecelere...erguvan ölülerine...

lucithecomplicated dedi ki...

sanki ben neyim!!!
belirsizlikleri, adını saklayanı, adsızları sewmeyenim.. kendini türlü sıfatlarla övmenin yeri değil burası.. çok sewdiğim biri değilsen elbet.. o zamana kadar susmak gerekir.

Adsız dedi ki...

övmek mi?
kendimi dıştalayarak cezalandırıyorum. bu ölüm demek. yaşarken ölmek. cioran okudun mu hiç? pavese, tezer özlü?
ben bunların yanında kendimi insandan dahi saymıyorum.
hiçliğimin farkındayım sadece. sanırım bu bilinç beni imge yapmaya yetecek. çünkü biliyorum hayat imgelerle örüntülüdür.
seni tanımıyorum, sadece yazdıkların üzerinden bir dil kurmaya çabaladım. benim gözlerim senin gözlerinden farklı değil, hepsi bu.
payiz koymuşlar adımı.
susalım.

lucithecomplicated dedi ki...

kendini dışlamak, kendini farklılaştırmak aslında kendini beğennmişliğin, üstün görmenin güzel adlandırılmasıdır.. biliyorum.. "sanki sen nesin!" dediğin anda sen de böyle oldun. bu ölmek demek değil, farkında olmak. okudum söylediklerini, senin askine daha bir insan hissettim kendimi diğer insanlara bakınca. ilginçtir ki en çok gönderme yaptığım ve aslında adam gbi kusamadığım bir yazıma geldi yorumların. sert tavrım ise muhattabımı bilmememden.. ancak yakın hisettiysen ne ala.. hoşgeldin.

Adsız dedi ki...

kendimi farklılaştırmıyorum. insanlardan ayrılmak istemek benim hakkım. bunun adı megolamanlık değildir şu günde. her ne kadar böylesine marjinal ve etik dışı bir yönelimle hareket etsem de biçimini vermek istediğim şeylerin biçimini almaktan alıkoyamıyorum benliğimi. hayatın o doğal sıcaklığını, o basit ve de derin akışını duymayı, görmeyi ne çok isterim. bir yüzde ayrılığın hüznünü yakalamayı, yaşamın kare kare an be an fotoğrafını çekmeyi ben de severim. sadece bunun biraz olsun çoğunluktan sıyrılarak azınlıkta kalarak olabileceği fikrindeyim. kendime kıyak geçiyorum sözgelimi. tarz meselesi. sen iyisin. ne'liğin bu işte. edip cansever çok güzel diyor: 'insan sana güveniyorum, saygılarımla.'

lucithecomplicated dedi ki...

aynı şeyleri söylüyoruz. azınlık güzeldir, değerlidir. kıymetini bilmek lazım. payiz miydi adın? güz, sonbahar.. ben de mayıs olsaydım keşke..

Adsız dedi ki...

gerçek ismim payiz değil
gündüz vassaf cehenneme övgü'de bir gün çocuklar kendi isimlerini kendileri koyacaklar diyordu.
bu da benim kendime koyduğum ad.
olursa çocuğuma da önereceğim ad.
payiz'in anlamını nasıl bildin, kürtçe bir kelime çünkü.
mayıs kürtçe gulan demektir, a şapkalı. sen de mayıs ol, bir yerden başlamak gerekir.

lucithecomplicated dedi ki...

gündüz vassaf cehenneme övgü'de okadar çok şey söylüyordu ki! arasından bunu hatırlayamadım şimdi. ama cennetin dibinden daha iyi olduğunu hatırlıyorum..nasıl bildim payizi..? bilmem.. biryerlerde okudum heralde.. kürtçe olduğunu bilmiyordum ama.. ilgilendiğim bir dil değil, kulağıma çok hoş gelmiyor.. mayıs.. türkçesi güzel.. doğduğum ay.. renkli ay.. :)

Adsız dedi ki...

eylül nasıl soğuk zamanların hüzünlü ayıysa mayısta sıcak dönemlerin hüznü sanki.
mayıs o kadar çok çiçeğe bağrını açıyor ki saygı duymamak elde değil.
güneşin en dingin, en zararsız vurduğu aylardan.
küçüklüğümde dünyanın hep ya mayıstaki gibi ya da eylüldeki gibi görünmesini isterdim.
ama büyük ve küçük tanrılar bize bu şansı vermedi. sürekli bir kavurucu sıcağın ya da buzdan bir soğuğun tutsaklığında kaldık.
ben de aralık en uzun gecede doğdum. doğduğu günün ve koşullarının insanı bir gün mutlaka mimleyeceğini sananlardanım.

lucithecomplicated dedi ki...

sen ne kadar soğuk ve uzundan ben de o kadar sıcak ve hareketliyim. ama işte yine de bu iç acısı blogta buluştuk.. mimlemesine daha var sanırım günlerin bizi..

Adsız dedi ki...

ben o kadar soğuk da değilim
ama geceyim
gündüzün lanetli olduğunu düşünüyorum
gündüzün bütün maskelerin tanrısı, en çirkin ve en çirkef tanrının da tanrısı olduğunu düşünüyorum
'gecenin şerri' ne kadar da cazibeli!
sen de öylesin sanki ve bu yüzden bir im ekliyorum yüzüne siyahtan.
bir im ekledim yazına (gecene)

lucithecomplicated dedi ki...

gece.. "gice" derdi büyükbabam.. daha da çok severdim o öyle dediğinde.. bana bir im ekledin de.. ben kir tutamayalı çok oluyor.. :)

Adsız dedi ki...

aslı gicedir zaten farsça kökenli bir kelimedir ve. cumhuriyetin o benzersiz turancı lisancıları bu kelime yerine öz bir kelime bulabilmek için eminim çok çırpınmışlardır, -ki bulmuşlardır da. ama dile kurulduğundan olsa gerek çıkarmak zor olmuş. eski şiirdede pek çok yerde bu sözcüğü bulmak olası. imgelemi hiç gözden düşmemiş. modern şiirde de bu kelimeyle kendini bulmuş fazlasıyla örneğe rastlamak mümkün.
kullanmayı severim.
her konuşmada, her yüzde, fotoğrafta veya bakışta geceyi sıkıştıracak onu yerleştirecek bir şey yer im mim bulurum. bunun için ayrıca çabalar ve düşünürüm.
yaşamı anlatan anahtar sözcüklerden birisi bence. sencesini bilmem. ama gice hep belirecek.
seni tanımıyorum.
ama bunca şey konuştuk.
iyi oldu, insanların konuşmak için -sahiden ve harbiden konuşmak-illaki birbirlerini tanımaları gerekmediğini gösteriyoruz.
seni bilmem, ama ben konuşmayı hiç sevmem. buz gibiyim.
kir tutamayışın artık yüzünde hem fiziksel hem de psişik anlamda pak gözeneklerin kalmayışından mı ileri geliyor acaba? yoksa alerjin mi var artık?
merak ettim.

lucithecomplicated dedi ki...

alerjim yok.. yerim kalmadı.. ben de sewmem konuşmayı. ondan buraya dökülüyorum hep eninde sonunda ve birlikte huzurla susabildğim insanları herşeyden çok seviyorum..

Adsız dedi ki...

öyle bir toplumda yaşıyoruz ki susunca, başımızı önümüze eğip yürüyünce, fiziksel herhangi bir temasta bulunmayınca, söylemden, söylemekten kaçınınca, karanlıkta kaldıkça, kimseyi umursamaz gözüküp aslında herkesi ne çok düşündüğümüzü belli etmedikçe itiliyor, kakılıyor, kötü görülüyoruz. bunu o kadar çok yaşadım ki.
sanki konuşmak adettenmiş gibi.
susmayı harbiden becerebildiğimiz bir iki arkadaşım var sadece. birbirimizi anlıyoruz, seviyor ve sayıyoruz.
gerisi lafügüzaf.
zeki demirkubuz'un bekleme odası filmini seyretmiş miydin?
oradaki ahmet belki kendisini aşan birkaç kişilik susuşla görülüyordu ama sanıyorum tüm serseriliğine karşın bu dünyanın onun gibi lallara çok ihtiyacı var.